Skip to content

İhracatta Kümelenme ve Örgütlenme Yolları Nelerdir?

Ülkemizde Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin (KOBİ) tek başlarına ihracatta kalıcı bir başarı sağlamaları; iyi bir organizasyon, bilgi, deneyim, sermaye ve kadro gerektirmektedir. Bunların KOBİ'ler tarafından sağlanması ise çok zordur. Oysa KOBİ'ler güçlerini ve deneyimlerini bir araya getirerek ve ihracatlarını tek elden yürüterek daha çok başarılı olma şansına sahiptirler. İhracata yönelmek isteyen KOBİ'lerin özellikle sermaye ve bilgi yetersizlikleri ortak girişimleri zorunlu kılmaktadır. Ülkemiz ihracat stratejisinin tespitinde bu gerçeğin göz önüne alınması ve işbirliğine gidilecek alanlar için uygun ortamlar ve örgütler oluşturulması ve bu yöndeki girişimlerin desteklenmesi gerekmektedir.

Misyonunu; KOBİ'leri ölçek ekonomisinden yararlandırarak, onların mal ve hizmet tedarik maliyetlerini düşürmek, finansman sorunlarını çözmek, yurt içi ve yurt dışı satış organizasyonlarını kurmak üzere oluşturacak olan organizasyonların KOBİ'lerin küresel pazarlarda rekabet etme güçlerini artıracağı bir gerçektir.

KOBİ'lerin İhracatta Örgütlenme Nedenleri

Birbirleriyle rekabet etmeyen, aynı üretim dalında faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli işletmelerin, ancak, ihracatta örgütlenip bir kuruluş çatısı altında işbirliğine giderek ihracat yapmaları mümkündür. Bu tür organizasyonlarda üretim dışında oluşturulacak tedarik, pazarlama, finansman gibi birimler kanalıyla Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler daha verimli ve rasyonel çalışma düzenine kavuşmuş olacaktır. Örneğin; yalnız ihracat pazarlama birimi kanalıyla şirket ortaklarının;

- Ürün Geliştirme
- Pazar Araştırması
- Enformasyon
- Satış Dağıtım
- Tutundurma
- Satış Geliştirme
gibi pazarlama fonksiyonlarından faydalanabileceklerini söyleyebiliriz.

Yine KOBİ'lerin;

- İhracatta tek başlarına kalıcı bir başarı sağlamalarının, iyi bir organizasyon, birikim, sermaye ve kadro gerektirmesi,
- Yurt dışında proje ve pazar araştırması yapacak finansmana ve personele sahip olmamaları,
- Yurt dışında yeter düzeyde bir referansa sahip olmamaları,
- Yeterli sayıda ve kalitede malın üretiminin yanında, modern pazarlama yöntemlerinden de yararlanmak gerektiği, bu işlemlerin de KOBİ'ler için hem güç hem de pahalı olması,

bu faktörlerin de KOBİ'ler tarafından tek başlarına sağlanmasının pek mümkün olmaması gibi olumsuzlukların yanında ihracatta örgütlenmenin, aşağıdaki yararları sağlayacağı açıktır:

- İşletmelere olan döviz getirisini artırması,
- İşletmelerde yeni istihdam alanlarının açılmasına ve üretimin kalitesinin yükseltilmesine yardımcı olması,
- İşletmeyi ulusallık boyutundan uluslararası boyuta taşıyarak, firmanın optimum üretime, kaliteye ve etkin pazarlamaya yönelmesi, dolayısıyla tüketiciler arasında firma ürünlerine karşı olumlu bir prestij oluşmasını temin etmesi,
- İşletmenin teknolojik olarak yenilenmesini ve pazarlama teknikleri açısından da uzmanlaşmasını sağlaması,
- İşletmede atıl kapasitenin kullanılmasına, dolayısıyla verimliliğin artmasına neden olması,
- İşletmenin iç piyasalardaki mevcut ekonomik dalgalanmalardan, enflasyonist baskılardan, yoğunlaşmış risk ortamından kurtulmasına yardımcı olması yönünde yararlar sağlaması,
- Pazarlık gücünün elde edilmesiyle daha karlı satışlar yapılabilmesi,
- Endüstri genelinde sesini duyurabilme fırsatlarının tanınması,
- İhracat giderlerinin paylaşılmasıyla daha az finans ve kaynak tahsis edilmesi,
- Birlikte hareket edebilme kabiliyetinin kazanılması,
- Uzun dönemli yatırım ve üretim planlaması yapabilmesi,
- Büyük miktarlarda olan siparişlerin şirket aracılığıyla kolaylıkla karşılanabilmesi,
- Birim üretimde ve dağıtım harcamalarında azalma sağlaması,
- İhracatta bilgi birikiminin artmasına katkı sağlaması,
- Devlet sanayi arasında etkili bir iletişim sağlaması,
- Rekabetçi stratejiler oluşturmaya zemin hazırlaması,
- Büyüme ve gelişme stratejilerinin geliştirilmesine ve uygulanmasına imkan vermesi.

Bu gibi yararlar KOBİ'lerimizin dünya pazarlarına açılmalarını ve bu açılmayı sağlayabilmek için de güçlerini bir "kooperatifçilik" mantığı içerisinde bir araya getirmelerini zorunlu kılmıştır. Bunun tabii sonucunda ise KOBİ'ler için kurtuluş; yurt dışına açılmak ve yurt içinde rakip iken yurt dışında tek bir güç olarak davranmaktır.

Sektörel Dış Ticaret Şirketleri

Bilindiği üzere, ülkemizin 1980 sonrasında ihracata dayalı bir gelişme stratejisi benimsemesi ile birlikte, firmalarımızın dış pazarlara açılmalarını sağlamak, ihracatımıza ivme kazandırmak ve ülkemizin uluslararası ticarette, ekonomik ve siyasi büyüklüğüyle orantılı bir pay alabilmesini temin etmek amacıyla, genel ihracat stratejimizin bir parçası olarak, çeşitli teşvik ve destekleme politika ve programlarıyla bir taraftan firmalarımızı ihracata yönlendirirken diğer taraftan bu amaca dönük şirket modelleri oluşturulması yoluna gidilmiştir.

Diğer taraftan, ülkemizin Dünya Ticaret Örgütü Anlaşmasına taraf olması ve Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği sürecine girilmesiyle birlikte rekabetin daha da artması, Türkiye'de faaliyet gösteren ve dış ticaret ile kredilerdeki payları son derece düşük olan KOBİ"lerin finansman, üretim, pazarlama, altyapı, teknoloji, personel v.b. sorunlarının daha da ağırlaşmasına yol açmıştır.

Bu çerçevede; ülkemiz sanayisinin omurgasını oluşturan söz konusu işletmelerin, artan rekabet ile birlikte çoğalan sorunlarına çözüm getirilebilmesini teminen, aynı üretim dalında faaliyet gösteren firmaların çok ortaklı dış ticaret şirketleri şeklinde örgütlenerek ihracata yönlendirilmesi amacıyla, "Sektörel Dış Ticaret Şirketi (SDŞ)" modeli geliştirilmiş ve "Sektörel Dış Ticaret Şirketi Statüsüne İlişkin 96/39" sayılı Tebliğ, 26.12.1996 tarih ve 22859 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

İhracatta kalıcı bir başarı elde edilebilmesinin, iyi bir organizasyon, bilgi, deneyim, sermaye ve kadro gerektirdiği gerçeğinden hareketle, SDŞ modelinin aksayan yönlerinin, uygulamadan kaynaklanan sorunlarının giderilmesi, tüm SDŞ'lerin, güçlü sermaye yapıları ile ortağı KOBİ'lerin ihracatında daha etkin pazarlama faaliyeti gerçekleştirmelerini teminen, "İhracat 96/39" Sayılı Tebliğde gözden geçirmeye gidilerek, "İhracat 96/39" sayılı Tebliği yürürlükten kaldıran ve SDŞ modeli ile ilgili yeni uygulamaları içeren "İhracat 2004/4" sayılı Tebliğ, 02.07.2004 tarih ve 25510 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Bu Tebliğe göre, Normal Yörelerde, Sektörel Dış Ticaret Şirketlerinin; aynı üretim dalında faaliyette bulunan, asgari 10 (on) KOBİ'nin bir araya gelmesiyle en az 500 (beşyüz) bin TL sermayeli anonim şirket olarak kurulması, Kalkınmada Öncelikli Yörelerde, Sektörel Dış Ticaret Şirketlerinin; aynı veya ayrı üretim dalında faaliyette bulunan ve bu yörelerde yerleşik asgari 5 (beş) KOBİ'nin en az 250 (ikiyüzelli) bin TL sermayeli anonim şirket olarak kurulması gerekmektedir.

Ayrıca aynı üretim dalında faaliyette bulunan Üretici Dernekleri ve Üretici Birlikleri tarafından anonim şirket şeklinde ve en az 500 (beşyüz) bin TL sermaye ile kurulan şirketlere de Sektörel Dış Ticaret Şirketi Statüsü verilebilir.

Sektörel Dış Ticaretleri uygulamasının faydaları genel olarak şöyle sıralanabilir:

· İhracat giderlerinin paylaşılması ile daha az finans ve kaynak tahsis edilmesini sağlamak,

· Büyük miktarda olan siparişlerin şirket aracılığı ile daha ucuz ve kolaylıkla karşılanabilmesi imkânını yaratmak,

· Mevcut pazarın devamlılığını sağlamak,

· Aktif pazarlama faaliyetleri ile yurtdışı temsilcilikleri ve oluşturulan müşteri portföyü sayesinde yeni pazarlar bulunmasına çalışmak ve dış pazar eğilimlerini takip etmek,

· Nakliye, gümrükleme ve mal teslimini daha hızlı ve etkin gerçekleştirmek,

· Kaliteli ve çevreye duyarlı standart üretime yönelmeyi teşvik etmek,

· Ortak bir ürün markası yaratılmasına çalışmak,

· İhracatçı firmalar arasındaki fiyat rekabetini önlemek,

· Sermaye birikiminin oluşmasını ve kullanılmasını sağlamak.

Sektörel Dış Ticaret Şirketi statüsü alan KOBİ'lere, Dış Ticaret Müsteşarlığınca uygulanan İhracata Yönelik Devlet Yardımları başta olmak değişik kurum ve kuruluşlarca çeşitli destekler verilmektedir.

İhracat 2006/12 sayılı Dahilde İşleme Rejimi Tebliği ile; SDŞ'ler için, müracaat tarihinden önceki takvim yılında yapmış oldukları ihracatları kadar, dahilde işleme izin belgesi/dahilde işleme izni kapsamında gerçekleştirecekleri ithalatlarında, bu ithalattan doğan verginin % 10'unun teminat olarak yatırılması kaydıyla, gümrük idaresince ithalatın gerçekleştirilmesine izin verilmesi hükme bağlanmıştır.

94/6401 Sayılı "İhracata Yönelik Devlet Yardımları"na ilişkin Bakanlar Kurulu Kararına dayanılarak uygulamaya konulan Devlet Yardımları Tebliğlerinden;

Pazar Araştırması ve Pazarlama Desteği,

Eğitim ve Danışmanlık Yardımı,

İstihdam Yardımı,

Türk Ürünlerinin Yurtdışında Markalaşması ve Türk Malı İmajının Yerleştirilmesi ve Turqualıty®'nin Desteklenmesi,

Yurt Dışı Fuar Katılımlarının Desteklenmesi,

Yurt Dışında Ofis-Mağaza Açma, İşletme ve Marka Tanıtım Faaliyetlerinin Desteklenmesi

kapsamında SDŞ'lere avantaj ve kolaylık sağlayan düzenlemelere yer verilmiştir.

Ayrıca, SDŞ'ler tarafından tedarik edildikleri şekliyle ihraç edilmek üzere mal alımları ile ilgili işlemler ve bu sebeple düzenlenen kâğıtlara işlem yapan kuruluşlarca re'sen damga vergisi ve harç istisnası uygulanmakta, 27 ve 62 Seri Nolu KDV Genel Tebliğlerine göre imalatçı olmayan mükelleflerin, SDŞ'lere ihraç kaydıyla yaptıkları teslimler de tecil-terkin uygulaması kapsamında değerlendirilmekte ve 84 Seri Nolu Katma Değer Genel Tebliği ile yapılan düzenlemeler ile SDŞ'lerin ihracat istisnasından doğan katma değer vergisi iade taleplerinde avantajlı teminat oranları uygulanmaktadır.

Bunun yanında, Türk Eximbank, Dış Ticaret Sermaye Şirketi (DTSŞ) ve Sektörel Dış Ticaret Şirketlerinin (SDTŞ) ihracat faaliyetleriyle ilgili finansman ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla, "Dış Ticaret Şirketleri (DTŞ) Kısa Vadeli İhracat Kredisi programını uygulamaktadır. Sektörel Dış Ticaret Şirketi unvanı verilen firmalar Dış Ticaret Sermaye Şirketlerinden farklı olarak Türk Eximbank nezdinde KOBİ statüsünde değerlendirilir ve aracı bankalar vasıtasıyla kullandırılan Sevk Öncesi TL ve Döviz İhracat Kredilerinden yararlandırılırlar.

Dış Ticaret Sermaye Şirketleri

İhracat 2006/12 sayılı Dış Ticaret Sermaye Şirketi Statüsüne İlişkin Tebliğe göre, ödenmiş sermayeleri en az 2 milyon TL olan ve bir önceki takvim yılında gümrük beyannamesi bazında; en az (FOB) 100 milyon ABD doları veya eş değerdeki fiili ihracatı gerçekleştiren (transit ve bedelsiz ihracat hariç) anonim şirketlere, her yılın Ocak ayının son gününe kadar başvurulması kaydıyla "Dış Ticaret Sermaye Şirketi" statüsü verilebilmektedir.

Türkiye'de 1980 yılında İhracata Yönelik Kalkınma Stratejisinin benimsenmesi ile birlikte Teşvik Sisteminde de köklü değişiklikler yapılmış ve sistem yeni bir yapıya kavuşturulmuştur.

Bu değişikliklerin bir sonucu olarak, Japonya, Güney Kore, Tayland, Brezilya ve hatta A.B.D.'de uygulanan Genel Ticaret Şirketleri modeli, 18/07/1980 tarihli 8/1173 sayılı İhracatçı Sermaye Şirketlerini Teşvik Kararı ile Türkiye'de uygulamaya konulmuştur.

1980 -1991 döneminde Dış Ticaret Sermaye Şirketlerinin genel ihracat içindeki payları ortalama % 40 olarak gerçekleşmiş, 1988 yılında ise % 50 ile en yüksek seviyesine ulaşmıştır.

1991 yılından itibaren Dış Ticaret Sermaye Şirketlerinin büyük bir bölümü yıllık ihracat hacimlerini korumuşlardır. Dış Ticaret Sermaye Şirketlerinin son beş yıllık performanslarına bakıldığında, genel ihracatımızın içerisindeki paylarının % 30 seviyelerinde olduğu gözlemlenmektedir.

Statünün avantajları şöyle sıralanabilir;

- KDV iadelerinde teminat kolaylığı,

- Dahilde İşleme Rejiminde teminat kolaylığı,

- Eximbank TL ve döviz kredilerinde indirimli faiz uygulaması, kredi temininde indirimli teminat kolaylığı,

- İhracatta bazı devlet yardımlarında avantajlardan yararlanma,

- Onaylanmış Kişi Statüsü edinmek yoluyla, gümrük işlemlerinde sürat ve kolaylık.